 |
Türkçe - |
 |
İngilizce Sözlük |
tablo |
painting, picture, tableau, chart, table |
|
tablo |
painting, picture; scene, view; table; schedule |
|
tablo |
1. painting, picture. 2. large, detailed plan (hung on a wall). 3. table: çarpým tablosu multiplication table, times table. 4. view, panorama, picture. 5. striking description. 6. instrument panel, instrument board (of a machine). 7. theat. scene acted out in one setting |
|
tablo |
board, table |
 |
TDK Sözlük |
tablo |
Bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış yağlı boya, sulu boya, pastel veya kara kalem resim.
Örnek: Hırsımdan bazılarına tablomu bedava verdim, alın, götürün diye bağırdım.
|
|
tablo |
Birbiriyle olan ilgilerine göre düzenlenerek yazılmış şeylerin hepsi.
Örnek: Çarpım tablosu. Kronoloji tablosu.
|
|
tablo |
Bir perdenin dekor değişikliğiyle belirlenen alt bölümü.
|
|
tablo |
Yaşanan, var olan olay ve olguların hepsinin genel görünüşü, manzara.
Örnek: Talebelik günlerimizden bazı tabloları çizmeye çalışacağım.
|
|
|
belirtke tablosu, çarpım tablosu, hastalık tablosu, logaritma tablosu, mutluluk tablosu
|
|
|
Bu kelimeyi sizden önce arayan olmamış.
|
|